Lupin'de Ara

DUYURU

Çevirilerimi beğeniyorsanız üç beş tl ateşleyebilirsiniz: https://buymeacoffee.com/kvsrz

Son Bölümler: Qian Qiu Radyo Dizisi

Bölüm 188: Kapıyı Aaaçç Kapıyı Aaaçç Sessizce İçeride Saklanma!

Uzun bir sessizliğin ardından Huang Yue, zoraki bir gülümsemeyle, "Prens Xiao'ya çok önceden Majestelerine madde vermek gibi kirli ve aşağılayıcı bir şey yapmaması konusunda öğüt vermiştim. Ne yazık ki Prens Xiao beni ciddiye almadı. Şimdi Prens Xiao bunu anladı mı yoksa beni mi tehdit ediyor? Ne yazık ki Majesteleri seni görmek istemiyor. Size başka bir tavsiye daha vereyim: Xue Yan şu anda Majesteleriyle ters düşüyor. Hiçbir gücü ve etkisi yok. Yeni terfi eden Chen Ge olmasaydı hiçbir konuda söz hakkı bile olmazdı. Prens Xiao'nun durumu açıkça görmesini rica ediyorum." dedi.


Bunu söyledikten sonra Huang Yue alaycı bir şekilde sırıttı ve kalkıp gitti.


Xiao Yuan tamamen şaşkına dönmüştü. Prens Xiao'nun notlarını incelemeye gitti ancak notlarda Huang Yue hakkında tek bir kelime bile bulamadı. Görünüşe göre ilişkileri gün yüzüne çıkarılamayacak bir şeydi. Prens Xiao kanıt bırakmaktan korktuğu için hiç bahsetmemişti.


Li Wuding'in itibar için rekabet etmemesi durumunda bile, Huang Yue yine de bir isyan planlar mıydı?


“Aahhh! İsyan edersen et, entrika çeviriyorsan çevir, ne halt yersen ye, ama önce Yan-ge'yi görebilir miyim?!!” Xiao Yuan defterini bir kenara fırlattı, başını tutarak feryat etti. "Bir dakika!"


Xiao Yuan birden bir şey hatırladı ve aceleyle Tian Xiang'ı yanına çağırarak, "Tian Xiang, daha önce İmparatorun boş zamanlarında her gün dua etmeye gittiğini söylemiştin, değil mi?" diye sordu.


Tian Xiang başını salladı: "Evet."


Xiao Yuan'ın gözleri parladı ve heyecanla sordu: “Nereye gidiyor?”


Tian Xiang onun ne düşündüğünü tahmin ederek telaşla ellerini salladı: “Prens Xiao, Majesteleri dışında kimsenin o yere girmesine izin verilmiyor! İçeri girmek kafanızı kaybetmek demektir! Prens Xiao, lütfen oraya gitmeyi aklınızdan bile geçirmeyin!"


“Tian Xiang, İmparatoru görebildiğim sürece her şey yolunda olacak! Bana güven!" dedi Xiao Yuan.


“Prens Xiao, ne düşünüyorsunuz? Orası gerçekten yasak bölge!" Tian Xiang hâlâ reddediyordu.


Xiao Yuan gülümseyerek, “Majestelerine bir şarkı söyleyeceğim.” dedi.


“Şarkı... şarkı mı söyleyeceksiniz?”


“Aynen öyle!” Xiao Yuan boğazını temizledi ve şarkı söylemeye başladı: "Büyük nehir akar doğuya~ Gökte yıldızlar Büyük Ayı'nın ardında, hey hey hey hey, düş Büyük Ayı'nın ardına! O yüzünün hali öyle? Merak etme, bu yöntem işe yaramazsa yine de parti tüzüğünü okuyup temel sosyalist değerlerin parlaklığını kullanarak İmparatoru etkileyebilirim!"


Xiao Yuan hâlâ kendi kendine bir şeyler mırıldanırken Tian Xiang kenarda durmuş, dilini yutmuştu.


Prens Xiao…


O gerçekten çok aptal!


Ne yapmalıyız?!


Xiao Yuan'ın konuşmasını bitirir bitirmez Tian Xiang’ın boğazı düğümlendi. “Prens Xiao, yabancı bir ülkede olmanın zor olduğunu biliyorum. Güçlü olmalısınız. Taiyi Salonu'na gidip sakinleştirici ve yatıştırıcı ilaçlar olup olmadığını soracağım. Önümüzdeki iki gün boyunca iyi dinlenmelisiniz! Size iyi bakacağım!”


Ancak sonunda, Xiao Yuan’ın ısrarlı yalvarışlarına dayanamayan Tian Xiang, Xiao Yuan'ı Yan Heqing'in dua ettiği yere götürdü.


Beklenmedik bir şekilde, o yer aslında eski Kuzey Krallığı'nın Göğe Kurban Tapınağı’ydı. Tian Xiang, Xiao Yuan'ı ibadet yerine götürürken ona söylentilerden bahsetti.


Anlatılana göre Yan Heqing o adamın cesedini kucaklayıp tam üç gün boyunca ağlamış. Ayrıca adam parlak kırmızı bir gelinlik giyerek gömülmüş. İmparator mezarı her ziyaretinde sık sık ruh göçü ve yeniden doğuş hakkında konuşurmuş ve mezar taşına defalarca sorarmış: "Ne zaman geri gelip beni bulacaksın?" "Elbette bir gün geri döneceksin."


“Tam üç gün boyunca ağladı mı?” Xiao Yuan’ın nefesi kesildi. Yan Heqing'in daha önce hiç gözyaşı döktüğünü görmemişti. Yan Heqing, durum ne kadar zor veya acı verici olursa olsun, her zaman kendini tutmasıyla biliniyordu. O, öfkesini içine atar ve dertlerini kimseye anlatmazdı; orijinal eserde hiçbir zaman büyük bir sevinç ya da üzüntü ifadesi yer almazdı.


Tian Xiang başını salladı: “Demek ki Majesteleri gerçekten o kişiye aşık olmuş. Prens Xiao, lütfen daha önce yaptığınız gibi aptalca bir şey yapmayın.”


Xiao Yuan gülümsedi ve "Merak etme, yapmayacağım." dedi.


Tian Xiang rahat bir nefes aldığı sırada, Xiao Yuan'ın güldüğünü ve "Bundan sonra, birbirimizi özgürce sevmek için en büyük fırsata sahip olacağız.” dediğini duydu.


Tian Xiang: “...”


Prens Xiao sadece aptal değil, aklını kaçırmış! Delirmiş! Bunun sonu nereye varacak?!